sanayi üretim endeksi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sanayi üretim endeksi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2.10.2015

SANAYİ ÜRETİM ENDEKSİ

Sanayi sektörü GSYH (Gayri Safi Yurtiçi Hasıla)’nin önemli bir bileşeni olup milli gelir büyümesinin itici gücü olarak da kabul edilebilir. Ülkenin kalkınmasına yardımcı olan ve uluslararası rekabette ülkeye güç katan önemli bir sektördür. Sanayi sektörü diğer sektörler ile bağlantısı ve oluşturduğu katma değer dolayısıyla ekonomide lokomotif rolünü üstlenmiştir. İstihdama önemli bir katkı sağlayan sanayi sektörü büyümeye de ciddi bir ivme kazandırmaktadır. Sanayi sektöründe yaşanan gelişmeler diğer sektörleri olumlu şekilde etkilemektedir. Makine, metal, otomotiv ve teknoloji gibi alanlarda yaşanan gelişmeler tarım, ulaşım, bilişim, eğitim gibi sektörlerin de ilerlemesine destek vermektedir. Bankacılık ve finans, sigorta, iletişim, ulaşım ve reklam gibi hizmetlere en büyük talep sanayi sektöründen gelir. Bu da hizmet sektöründeki büyüme eğilimini büyük ölçüde sanayi sektöründeki gelişmeye göre şekillendirmektedir.

Sanayi Üretim Endeksinin Metodolojisi

Sanayi Üretim Endeksi, ekonomide meydana gelen gelişmelerin ve uygulanan ekonomi politikalarının, kısa dönemdeki etkilerinin ölçülebilmesi amacıyla hesaplanmaktadır. Sanayi Üretim Endeksi; NACE Rev.2’nin Madencilik ve Taşocakçılığı, İmalat ile Elektrik, Gaz, Buhar ve İklimlendirme Üretimi ve Dağıtımı sektörlerini kapsamaktadır.  (TÜİK)
Endeks hesaplamasında 2010 yılı baz yılı ( 2010=100 temel yıllı ) kabul edilmiştir. Örnek büyüklüğü 5067 işyeridir. 2010 Prodcom ürün sınıflandırmasına göre 1868 maddedeki değişim takip edilmektedir. Endeksin hesabında sabit temel yıllı Laspeyres yöntemi kullanılmaktadır. Sanayi Üretim Endeksi her ayın 8’inde TÜİK’in internet sitesinde açıklanmaktadır. Örneğin 2015 Nisan ayına ait üretim endeksi 8 Haziran 2015’te açıklanmıştır.
Sanayi üretim endeksi hesaplanmasında firmalardan her ay ürün bazında soru formları ile üretim miktarı, satış miktarı ve satış değeri bilgileri alınmaktadır. Üretim miktarı alınan ürünler ilgili ay içerisinde, işletmede üretilen ile hammadde ve malzemesini vermek suretiyle bir başka işletmeye yaptırılan miktardır. Başkalarının hammadde ve malzemesini kullanarak onlar adına  yapılan (fason) üretim bu hesaplamaya dâhil edilmemektedir. Satış miktarında ise belirtilen ay içerisinde, işyerinin kendi üretiminden yapılan satışı, hammadde ve malzemesini vermek suretiyle başka bir işyerine yaptırılan üretimden yapılan satışı ve stoklardan yapılan satışlar ile işyerinin bağlı bulunduğu kuruluşa ait, diğer bir işyerine devredilen ürünlerin miktarını (işyeri çıkış fiyatı üzerinden) içerir. Üzerinde değişiklik yapılmadan alındığı gibi satılan malların satışı dâhil edilmemektedir. Satış değeri de satış miktarının iş yeri çıkışı üzerinden parasal değerini içermektedir. Satış değerinde müşteri adına yapılan ulaştırma ve teslim giderleri, indirimler ve iskontolar hariç KDV ile ÖTV dışında kalan her tür vergilerle ürünün satışından veya kullanımından doğan sübvansiyonlar dâhil bir malın her bir ölçü birimi için üreticinin eline geçen bedeldir. (TÜİK)
Seçilen birimlerin ilgili referans döneminde geçici olarak eksik olduğu durumlarda tahmin yapabilmek için bir önceki ay bilgileri kullanılarak ikame alınması işlemi yapılmaktadır. Onun dışındaki durumlarda ise cevapsızlık işlemi uygulanmaktadır. Cevapsızlık işleminde, işyerinin önceki ay bilgileri kullanılarak tahmin ( ikame ) yapılmaktadır. Mevsimsel özelliğe sahip işyerlerinde önceki yılın aynı ayına ilişkin bilgiler kullanılarak tahmin yapılmaktadır.
Mevsim ve takvimden kaynaklanan etkiler, geçici nitelikte olduklarından, verinin genel eğiliminin gözlemlenmesini engellemektedirler. Bu nedenle, kısa dönemli göstergelerdeki mevsimsel yapının belirlenmesi; ardışık dönemler arasında güvenilir karşılaştırmalar yapmak için son derece önemli rol oynar. Mevcut durumda, TÜİK Sanayi Üretim Endekslerinin mevsimsel düzeltmesi, İspanya Merkez Bankası tarafından geliştirilen ve aynı zamanda Eurostat tarafından önerilen ARIMA modeline dayalı TRAMO-SEATS yöntemi kullanılarak gerçekleştirilmektedir. Bu yöntemin uygulanması için TSW (TRAMO-SEATS for Windows) yazılımı kullanılmaktadır.
SÜE (Sanayi Üretim Endeksi) sonuç itibariyle bir üretim miktarı endeksidir. Firmaların bir ay içinde üretmiş oldukları ürünlerin miktarlarındaki aylık ve yıllık değişimler hesaplanır. Satış miktarları ve satış değerleri ise üretim miktarı ve üretim değerini kontrol etmek için kullanılır.


Sanayi Üretim Endeksi’nden görünenler

Grafik: Aylık Sanayi Üretim Endeksi (2005-2014)
                                    Kaynak: TÜİK

Yukarıdaki grafikte 2005 yılı Ocak ayı ile 2014 yılı Aralık ayı arasında 2010 temel yılı baz kabul  edilerek hesaplanmış aylık Sanayi Üretim Endeksi görülmektedir. Tabloyu aylar itibari ile incelediğimizde üretimde dönem dönem azalışlar ve artışlar görülmektedir.
Daha önce de belirttiğimiz üzere Sanayi Üretim Endeksi, ekonomi politikalarının ve ekonomideki gelişmelerin kısa dönemdeki etki ve sonuçlarını görebilmemize yarıyor. Sadece ülkemizde değil uluslararası piyasalarda yaşanan gelişmeler ülkemizdeki imalat sektörünü doğrudan etkilemektedir
2008 Yılının ortalarında başlayan ancak 15 Eylül 2008’de finans devi Lehman Brothers’ın iflası ile Amerika Birleşik Devletlerinde başlayarak önce Avrupa sonra Dünyaya yayılan “Küresel Finans Krizinin” Türkiye’ye yansıması tabloda açıkça görülmektedir. Hatırlanacağı üzere krizin başlamasından önce, ipoteğe dayalı kredilendirme araçlarında ( subprime mortgage ) oluşan balon,  konut fiyatlarındaki düşüşle beraber patlamış ve büyük finansal kuruluşların iflas etmesine neden olmuştu. ABD kongresi bunun üzerine piyasadaki parasal açığı finanse etmek için 700 milyar dolarlık bir kurtarma planını onaylamış ancak krizin yayılmasını ve ülkenin resesyona girmesini durduramamıştı. Finans piyasalarında yaşanan sorunlar reel sektörü de etkileyerek istihdamın azalmasına ve büyümenin düşmesine neden olmuştur. Gelişmiş ülkelerde daha fazla hissedilen kriz nedeniyle talepte yaşanan gerileme, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin reel sektörlerini olumsuz etkilemiştir. Yukarıdaki grafikte 2008 Ekim-2009 Şubat arasında SÜE grafiği aşağı yönlü 20 baz puandan fazla düşüş göstermiştir. Bu durum para piyasalarında yaşanan türbülansların küresel talep ve reel sektör üzerindeki etkisini göstermektedir.

Yine ülkemizde yaşanan ekonomik gelişmeler ve politikaların etkilerini Sanayi Üretim Endeksi ile görebiliriz. Örneğin döviz kurlarındaki artış nedeniyle, 2014 yılında Türkiye’nin toplam ithalatının (242 milyar 177 milyon TL) yaklaşık %22,6’sını oluşturan enerji sektöründe (54 milyar 906 milyon 87 bin dolar) meydan gelen maliyet artışı, imalat sektörünü olumsuz etkileyen nedenlerden biridir. Makine, teçhizat, elektrikli makineler, bilgi işlem, tıbbi cihazlar ve optik gibi ürünleri kapsayan diğer alt sektörler, net ithalatçı grubun bir diğer önemli alt başlığını oluşturmaktalar. Yüksek faiz oranlarının kredi maliyetlerini arttırması dolayısıyla yeni yatırımların yapılması zorlaşmakta ve sanayi üretimindeki ivme azalmaktadır. Buna örnek olarak aşağıdaki grafiklerde sanayi üretiminin faiz ve reel döviz kuruna karşı esneklikleri gösterilmektedir.
Kaynak: Business and Economics Research Journal

Yukarıdaki grafiğe baktığımızda, faiz oranlarının yükselmesinden en çok motorlu kara taşıtları, metal döküm sanayi ve eczacılık sektörlerindeki sanayi üretimi olumsuz etkilenmektedir. 
Kaynak: Business and Economics Research Journal
Grafikten de görüleceği üzere 2005 -2011 döneminde reel kurun değerlenmesi en çok deniz ürünleri, demir yolu lokomotifi ve vagon, metal döküm sanayi, elektrikli aydınlatma, kimyasal ürünler ve tüketici elektroniği gibi sektörlerde sanayi üretimini olumsuz etkilemektedir. 

Kaynak: TÜİK
Grafikte 2005-2014 yılları arasında Türkiye’nin yapmış olduğu ithalat ve ihracat tutarları görülmektedir. Grafikte 2008 yılı sonuna baktığımızda, daha önce bahsettiğimiz 2008 yılının ortalarında başlayıp 2009 yılında etkisini dünya ölçeğinde hissettiren Küresel Kriz döneminde Türkiye’nin ithalatının azaldığını, ancak bununla beraber ihracatının da azaldığını görüyoruz. Fakat ihracattaki bu azalma ithalattaki azalma kadar büyük ölçekte olmamıştır. Ülkemizin ihracatını sadece döviz kuru belirlememekte aynı zamanda yabancıların gelirlerinin belirlemekte olduğunu da düşünürsek dünya genelinde yaşanan ekonomik sarsıntının doğrudan veya dolaylı bir şekilde ülkemizi etkilediği görülmektedir.        

Sonuç Yerine   

Makro politikaların ve ekonomideki her türlü gelişmenin kısa dönemde etkilerini ölçen göstergelerden biri olan Sanayi Üretim Endeksi, reel sektörün bu politika ve gelişmelere tepkisini yansıtmaktadır.
Yukarıda detaylarını verdiğimiz şekilde, her türlü parasal-finansal hareketlilik, faiz oranları, döviz kurları ve yabancı ülkelerin ekonomik durumları, ülkemizin sanayi sektöründeki üretim miktar ve değerlerini etkilemektedir.
Sanayi Üretim Endeksinin aylık ve yıllık bazda gösterdiği değişimler, politik karar vericiler için farklı enstrümanları devreye sokmalarını gerektirecek işaretler sunar. Örneğin SÜE’nin aşağı yönlü ciddi bir hareketi yani sanayi üretiminin düşmesi, siyasi ve ekonomik karar vericilerin düşen üretimi ve reel sektörü canlandırmak hatta istihdamı artırmak için, faiz ve kur cephesinde alınacak kararlardan ihracatı teşvik edecek önlemlere kadar bir dizi tedbiri almalarını gerektirecektir. Bu önlemlerin belli bir süre sonunda işe yarayıp yaramadığı da yine SÜE üzerinden anlayabileceğimiz kullanışlı bir grafik dokümantasyonuna sahip olduğumuz için rahatlıkla görülebilecektir.
Bir diğer durum da, aramalı kullanımı ve teknolojisi ithalata bağımlı olan gelişmekte olan ülkelerin döviz kuru hareketliliğinden önemli ölçüde etkilendikleri gerçeğidir. 3 numaralı grafikte açıkça görüldüğü üzere bazı sektörler bu durumdan fazlasıyla etkilenmektedir. Özellikle ihracatın, sanayinin ve büyümenin ithalata olan bağımlılığının azaltılması için Ar-Ge çalışmalarının teşvik edilmesi ve Ar-Ge yatırımı yapan firmalara verilecek destekler aynı şekilde politik karar vericilerin önündeki seçeneklerden biri olacaktır kuşkusuz. Türkiye’nin henüz Ar-Ge yatırımlarının GSYH’ye oranının %1’e ulaşmaması, alınması gereken çok yolun olduğunu göstermektedir. Bunun için Üniversite-Sanayi iş birliğinin arttırılması, Teknoparklar gibi elverişli ağların oluşturulması ve ekonomideki işletmelerin %99’unu oluşturan KOBİ’lerin bu alanlar ile entegrasyonu da sanayi üretimindeki verimlilik ve istikrarlı büyüme açısından söz konusu seçeneklerden biridir.
Bu bağlamda Yüksek Planlama Kurulu’nun Mayıs 2015’te Resmi Gazete’de yayınlanan 2015-2018 Türkiye Kamu-Üniversite-Sanayi İşbirliği (KÜSİ) Stratejisi ve Eylem Planı'nı çerçevesinde; Akademisyenlerin atama ve yükselme kriterlerinde KÜSİ çerçevesinde yürüttüğü faaliyetler dikkate alınacak, Akademisyenlerin sanayide çalışabilmeleri, sanayide çalışan nitelikli personelin de üniversitelerde görev alabilmeleri sağlanacak, Kamu alımlarında sanayi işbirliği projeleri yoluyla teknoloji transferi ve yerlilik oranının artırılması sağlanacak, Kamu, üniversite ve sanayi arasında 'işbirliğine dayalı eğitim modeli' oluşturulacak, Meslek yüksekokullarında ihtiyaç duyulan öncelikli programlar açılacak, talep olmayan programlar revize edilecek, KÜSİ'nin geliştirilmesi amacıyla laboratuvar portalının oluşturulması ve etkin kullanımı sağlanacak, Lisans eğitiminde girişimcilik, proje geliştirme, sanayi işbirliği projeleri, Fikri Sınai Mülkiyet Hakları ve Ar-Ge yönetimi gibi dersler, seçmeli verilecek. Böylece ülke sanayisinin rekabet gücü ve katma değeri yüksek, yenilikçi ürünler Sonuç olarak aylık Sanayi Üretim Endeksi TÜİK tarafından açıklanan anahtar göstergelerden biridir ve GSYH’nin bir parçası olması nedeniyle Sanayi Üretim Endeksindeki değişimlerin makro ekonomik-politik karar alma süreçlerinde öncü gösterge olma niteliği bundan sonra da devam edecek ve yakından takip edilecektir.

9.06.2014

SANAYİ ÜRETİM ENDEKSİ NASIL HESAPLANIYOR? 2011-2014* DÖNEMİNDE GERÇEKLEŞEN SANAYİ ÜRETİM ENDEKSİNE BİR BAKIŞ

Sanayi sektörü, ileri ve geri bağlantılarından dolayı ekonominin bir bütün olarak canlı kalmasını sağlayan önemli bir sektördür.
Sanayi Üretim Endeksi; Ekonomide meydana gelen gelişmelerin ve uygulanan ekonomi politikalarının, kısa dönemde olumlu/olumsuz etkilerinin ölçülebilmesi için hesaplanmaktadır. Sanayi faaliyeti düzeyindeki dalgalanmaların ekonominin geri kalan kısmı üzerindeki etkilerinden dolayı, sanayi sektörü için üretim endeksleri kendi başına temel bir kısa dönemli ekonomik gösterge olarak kullanılmaktadır.
Sanayi üretim endeksi sayesinde fiyat değişimleri ile düzeltilmiş sanayi çıktıları izlenmektedir. Böylece mümkün olduğu en kısa sürede ekonomideki değişimler tespit edilebilmektedir. Böylece karar alıcıların politika yapıcıların hızlı ve kısa sürede karar vermelerine yardımcı olmaktadır.
Sanayi Üretim Endeksi; NACE Rev.2’nin Madencilik ve Taşocakçılığı, İmalat ile Elektrik, Gaz, Buhar ve İklimlendirme Üretimi ve Dağıtımı sektörlerini kapsamaktadır. 2010 yılını 100 kabul eden endekste bu üç kategoride yer alan toplam 1868 madde kapsanmaktadır. Her ay 5067 işyerinden online olarak toplanan veriler düzenli olarak izlenmektedir. Bu anket ile ülkede üretilen ürünlerin tespiti yapılmakla birlikte üretilen ürünlerin miktar ve değerleri de aylık olarak izlenebilmektedir.
Örneğin 2010 yılında 100 olan toplam sanayi üretim endeksi 2011 Aralık ayı 120,1 olarak açıklanmıştır. Buna göre sanayi üretimi 2010’dan 2011 Aralık ayına kadar % 20,1 oranında artış göstermiştir.
Sanayi Üretim Endeksinde Kullanılan Veriler
Üretim Miktarı: İlgili ay içerisinde, işletmede üretilen ile hammadde ve malzemesini vermek suretiyle bir başka işletmeye yaptırılan miktardır. Başkalarının hammadde ve malzemesini kullanarak onlar adına  yapılan (fason) üretim dahil bu hesaplamaya edilmemektedir.
Üretim Değeri:  İlgili ay içerisinde, işletmede üretilen ile hammadde ve malzemesini vermek suretiyle bir başka işletmeye yaptırılan ürünlerin parasal değeridir. Üretimin değeri satış birim fiyatı üzerinden hesaplanmaktadır.  
Satış Miktarı: Belirtilen ay içerisinde, işyerinin kendi üretiminden yapılan satışı, hammadde ve malzemesini vermek suretiyle başka bir işyerine yaptırılan üretimden yapılan satışı ve stoklardan yapılan satışlar ile işyerinin bağlı bulunduğu kuruluşa ait, diğer bir işyerine devredilen ürünlerin miktarını (işyeri çıkış fiyatı üzerinden) içerir. Üzerinde değişiklik yapılmadan alındığı gibi satılan malların satışı dahil edilmemektedir. 
Satış Değeri: İlgili ay içerisinde, işletmenin kendi üretiminden yapılan satışı hammadde ve malzemesini vermek suretiyle, bir başka işletmeye yaptırılan üretimden yapılan satışı ve stoklardan yapılan satışlar ile işletmenin bağlı bulunduğu kuruluşa ait diğer bir işletmeye devredilen ürünlerin parasal değerini (işyeri çıkış fiyatı üzerinden) içermektedir.

İşyeri Çıkış Fiyatı-Üretici Fiyatı (Satış Fiyatı): Müşteri adına yapılan ulaştırma ve teslim giderleri, indirimler ve iskontolar hariç Katma Değer Vergisi (KDV) ile Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) dışında kalan her tür vergilerle ürünün satışından veya kullanımından doğan sübvansiyonlar dâhil bir malın her bir ölçü birimi için üreticinin eline geçen fiyatıdır. 
Sanayi üretim endeksi 4 kapsamda incelenmektedir;
1-) Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi bir önceki aya göre 
2-) Takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi bir önceki yılın aynı ayına göre 
3-) Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi bir önceki çeyreğe göre

4-) Takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi bir önceki yılın aynı çeyreğine göre











Sanayi Üretim Endeksi’nin nasıl hesaplandığını açıkladıktan sonra 2011 yılı ve 2014 yılının ilk üç ayını kapsayan dönem ile ilgili değerlendirmelerimize geçebiliriz. 2010 yılının 100 olarak kabul edildiği ve sonrasındaki artışların ve azalışların izlendiği 39 aylık veriler yukarıdaki grafikte gösterilmiştir.
Daha önce de değindiğimiz üzere bu veriler ekonomide meydana gelen gelişmelerin ve uygulanan ekonomi politikalarının, kısa dönemdeki etkilerinin ölçülebilmesi için önemli bir gösterge olarak kabul edilmektedir.


Kaynak: TÜİK

2014 yılı Nisan ayında Sanayi Üretim Endeksi verilerine göre mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi bir önceki aya göre %1 artış göstermektedir. Takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi ise bir önceki yılın aynı ayına göre %4,6 artmıştır. Ukrayna ile Rusya arasında yaşanan gerginlik ve Ukrayna’ya olan bavul ticaretinin bir hayli fazla olması nedeniyle siparişlerin ve talebin azalması ile birlikte üretimin olumsuz etkilenmesine rağmen büyüme devam ediyor denilebilir. Tabi ekonomiyi etkileyen tek bir etken olmadığı herkesçe malumdur. Seçim öncesinde 29 Ocak’ta Merkez Bankasının yapmış olduğu sert faiz artırımı ile ileriki aylarda sanayi üretiminde kısmen de olsa bir önceki aylara göre bir azalma veya daha hızlı büyüyebilecekken daha yavaş büyüme gerçekleşmesi mümkün olarak görülmektedir. Faizler artarsa yatırımlar azalır. Tabi yatırımları azalmasının ardından üretimin azalması daha sonra işsizliğin artması da bu silsileyi takip etmektedir.